Dünya

Almanya’da yasalara “hız sınırı” mı geliyor?

Hızlı bir yasama süreci hangi noktada “gereğinden fazla” hızlı hâle gelir? Yasama süreçleri için bir hız sınırı olmalı mı?

Almanya bu soruların cevabını arayan ilginç bir davayı konuşuyor. Bir önceki koalisyon hükümetinin ısınmayı daha iklim dostu hâle getirmeyi hedefleyen Isıtma Yasası’nı “aceleye getirdiği”ni savunan bir milletvekili konuyu mahkemeye taşımıştı. Bugün, söz konusu davaya ilişkin karar çıkması bekleniyor.

Trafik ışığı koalisyonu olarak bilinen ve Sosyal Demokrat Parti (SPD), Hür Demokrat Parti (FDP) ve Yeşiller’den oluşan önceki hükümet, ilgili tasarının Federal Meclis’teki ilk görüşmelerinden önce metinde, alışılmadık şekilde, ek değişiklikler yapmış ve bunları kısmen muğlak ifadeler içeren “temel ilkeler” hâlinde kayda geçirmişti.

Uzmanların ilk değerlendirme toplantısı ise, artık o sırada güncelliğini yitirmiş olan ilk yasa tasarısı üzerinden yapılmıştı.

Yasama sürecinde ne yaşandı?

Isıtma Yasası’nın 7 Temmuz 2023’te, yaz tatili öncesinde Federal Meclis’te kabul edilmesi planlanırken koalisyon partileri oylamadan sadece birkaç gün önce kapsamlı bir değişiklik önergesi sundu. Bunun nedeni özellikle Yeşiller ile FDP arasındaki görüş ayrılıklarında son ana kadar uzlaşma sağlanamamasıydı.

O dönem muhalefetteki Hristiyan Demokrat Partili (CDU) milletvekili Thomas Heilmann sürecin “fazla hızlı” yürütüldüğünü savunarak konuyu Federal Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. İhtiyati tedbir başvurusu yapan eski milletvekili, yasanın kabulünü geçici olarak durdurmayı başardı.

Hakimler, Heilmann’ın açtığı organlar arası uyuşmazlık davasının, Anayasa’da güvence altına alınan “parlamentodaki karar alma sürecine eşit katılım hakkı” bakımından dayanaksız olmadığını belirtti.

Ancak bundan yaklaşık iki ay sonra, 8 Eylül 2023’te Isıtma Yasası Federal Meclis tarafından kabul edildi ve kısa süre sonra Federal Konsey’den de geçti. Uzun tartışmaların ardından yasa, Ocak 2024’te yürürlüğe girdi.

Eski CDU’lu vekil neyi eleştiriyor?

Friedrich Merz liderliğindeki mevcut koalisyon hükümeti söz konusu yasanın temel hükümlerini geri alırken, Federal Anayasa Mahkemesi de dönemin yasama sürecini ayrıntılı biçimde inceliyor. Mahkeme’nin, eski CDU milletvekili Thomas Heilmann’ın açtığı davaya ilişkin kararını bugün açıklaması bekleniyor.

Eski CDU milletvekili Thomas Heilmann, 2023’te aceleye getirilen yasama süreci nedeniyle milletvekili olarak sahip olduğu hakların ihlal edildiğini savunuyor.


Eski CDU’lu milletvekili Thomas Heilmann meselenin “tüm milletvekillerinin yeterli danışma ve değerlendirme süresine sahip olma hakkı”yla ilgili olduğunu savunuyorFotoğraf: Sebastian Gabsch/Geisler Fotopress/picture-alliance

Heilmann’a göre mesele yalnızca kendisiyle ilgili değil, “tüm milletvekillerinin yeterli danışma ve değerlendirme süresine sahip olma hakkı”yla ilgili.

Milletvekillerine bazen nihai görüşmelerden bir gün önce yüzlerce sayfalık kapsamlı değişikliklerin sunulmasının artık olağan hâle geldiğini söyleyen Heilmann, Isıtma Yasası’nın “pek çok örnek arasındaki en uç vakalardan biri” olduğunu belirtiyor.

Milletvekili hakları ile Meclis özerkliği arasındaki sınır

Federal Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısı Ann-Katrin Kaufhold, Şubat ayındaki duruşmanın başında davada yanıt aranacak soruyu “Yasa tasarılarının görüşülmesi için anayasal bir ‘hız sınırı’ var mı?” şeklinde özetlemişti.

Kaufhold, milletvekillerinin ancak yasa tasarısının içeriğini inceleyip kendi görüşlerini oluşturabilecek yeterli zamana sahip olmaları hâlinde anlamlı biçimde tartışıp oy kullanabileceklerini vurgulamıştı.

Kaufhold diğer yandan, parlamentonun kendi çalışma usullerini belirleme konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu hatırlattı. Bu nedenle davanın temel sorusunu, milletvekillerinin hakları ile Federal Meclis’in kurumsal özerkliği arasındaki sınırın nerede çizileceği oluşturuyor.

dpa / SÖ,MUK

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu